25 önemli besin
Hayatta kalmamız için hava su ve yiyecek vazgeçilmez. Doğanın bize sunduğu binlerce çeşit yiyeceğin öyle apayrı güzellikleri ve faydaları var ki yazmakla bitmez. Binlerce çeşit içinden ben size 25 tanesini seçtim ve özellikle içinde bulunan önemli maddeler ile bedenimize olan faydalarını özetledim.
| ELMA | Pektin, Bioflanovoid, | Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. |
| C vitamini | ||
| AVOKADO | Doymamış yağ asidi | Kalp ve kan dolaşımı için değerli ayrıca kansere karşı koruyucu |
| MUZ | Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum | Stresi azaltarak Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor. |
| BROKOLİ | Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum | Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor. |
| MANTAR | Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum | Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor. |
| BEZELYE | Bitkisel protein, Magnezyum | Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağırsak kanser riskini azaltıyor. |
| ÇİLEK | C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, | Bağışıklık sistemini güçlendiriyor iyi bir C vitamini kaynağı |
| GREYFURT | Folikasit, C vitamini | Kan basıncını azaltır, selülit için etkilidir hamilelikte önemlidir |
| KUŞBURNU | Likopen, C ve E vitamini, Demir | Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahiptir |
| YOĞURT | Kalsiyum, Riboflavin, | Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor kemik dostu |
| B12 vitamini | ||
| HAVUÇ | A vitamini, Selenyum | Vücudu kanser ve enfeksiyona karşı koruyor |
| KEFİR | Asit laktik, Asit laktik bakterileri | Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor. |
| SARIMSAK | Quercetin, Allisin | Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor. |
| SOMON BALIĞI | Omega3 yağ asidi ve | Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor. |
| D vitamini | ||
| KAVUN | Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum | Vücuttaki su dengesini ayarlıyor |
| CEVİZ | B ve E vitamini, Çinko, Demir | Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor kalbe faydalı |
| ZEYTİNYAĞI | Doymamış yağ asidi, E vitamini | Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor |
| YEŞİL-KIRMIZI BİBER | Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko | Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip |
| KEREVİZ | Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum | Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili |
| SOYA | Yağ, E vitamini ve Protein | E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor. |
| ISPANAK | A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez | Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor. |
| TOFU | Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum | Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu için önemli. |
| KIRMIZI ÜZÜM | Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum | Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor |
| TAM BUĞDAY | Magnezyum, Karbonhidrat B vitamini | Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor, Tokluk hissi veriyo |
20/11/2008 | Kategori: Uzman Dyt_ Dilara Ko_ak | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Sonbahar ve Fazla Kilolar
Havaların gittikçe soğumaya başladığı ve son baharın kendini iyiden iyiye göstermeye başladığı şu günlerde hastalıklardan kendimizi koruyabilmek için bağışıklık sistemimizi biraz daha güçlendirmek gerekmektedir. Ancak Ramazan ve Bayramın ardından bu aylar kilo almış bireyler için aynı zamanda diyet dönemi de olabilir. Bununla birlikte havaların daha erken kararması, güneşin yerini yağmurların alması ve soğukların gitgide artıp, işlerin yoğunlaşması dolayısıyla gelişen halsizlik, isteksizlik, mutsuzluk sonucu aşırı yeme atakları da gelişebilir.
Bu dönemde hastalıklardan korunmak ve kilonuzu kontrol altına alabilmek için dikkat etmeniz gerekenlere bir göz atalım;
- Günlük diyetinizde yapacağınız küçük ve olumlu değişikliklerin sağlığınıza yapacağı önemli farklılıkları unutmayınız.
- Özellikle besin çeşitliliği bu dönemde önem taşımaktadır. Örneğin yemek yediğiniz tabağı göz kararı 4 eşit parçaya ayırın ve değişik besin gruplarını ve antioksidan kapasitesi yüksek değişik renkte besinleri aynı tabakta tüketip besinlerin etkileşiminden faydalanın.
- Sağlıklı kalabilmek için gün içerisinde 50 kadar besin öğesini tüketmek gerekmektedir. Bunun için Karbonhidrat, yağ, protein, mineral ve vitaminlerin dengeli ve yeterli miktarlarda almaya dikkat edin.
- Mevsim geçişleri metabolizma hızının değişmesine, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Bu dönemde vücut direncini arttırmak için antioksidan olarak da görev yapan A, C, E vitaminleri ile selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin bunun yanı sıra omega - 3 ve omega - 9 yağ asitlerinden yeteri kadar almak gerekir.
A vitamini; Yumurta, süt, balık, havuç, kayısı gibi sarı, domates gibi turuncu ve ıspanak, brokoli, kabak gibi yeşil sebze ve meyvelerde bulunur.
C vitamini; Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kivi, kuşburnu gibi besinlerde bulunur.
E vitamini; yeşil yapraklı bitkiler, yağlı tohumlar ve bunlardan elde edilen yağlar, sert kabuklu meyveler (fındık, ceviz, badem vb.) tahıl taneleri ve kuru baklagillerdir. Et, yumurta ve balıkta da bir miktar E vitamini vardır. Tohumların özünde (embriyosunda) yer alır. En zenginleri, yağlı tohumlardır.
Selenyum; tüm deniz ürünleri, mantar, susam, Tam tahıllar, deniz ürünleri, sarımsak ve yumurta selenyumun en iyi kaynaklarıdır.
Çinko; İstiridye, buğday ürünleri, susam ve ayçiçeği çekirdekleri, badem, yağsız et, tavuk, hindi, çinko kaynaklarıdır.
Magnezyum; yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, sert sular, muz, avokado, kakao, çikolata, fındık, ceviz ve kabak çekirdeği gibi yiyecekler magnezyumun önemli kaynaklarıdır.
Omega 3; yağlı balıklar olan somon, ringa, sardalye, ton, uskumru, yağlı tohumlar olan ceviz, badem, soya filizi, nohut, keten tohumu, kuş üzümü ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
Omega 9; zeytinyağı en iyi kaynağıdır.
- Bu aylarda özellikle sigara içenlerin içmeyenlere göre iki kat fazla C vitamini tüketmesi gerekmektedir.
- Izgara, buğulama, haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır.
- Kendinizi mutsuz hissediyorsanız muz, taze sıkılmış meyve suları, ceviz, fındık, badem yada 1-2 parça bitter çikolata da ara öğünlerde tüketilebilir.
- Havaların soğumasıyla birlikte vücut ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek için harcamış olduğu enerjiyi miktarını düşürür. Kilo almak istemiyorsanız aldığınız kalori ile yaktığınız kalorinin eşit olması gerekmektedir. Dolayısıyla miskinlikten kurtulup mutlaka haftada 2 -3 kez fiziksel aktivite yapılmalıdır.
- Lif tüketimini dengeleyebilmek için kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, sebze ve taze/kuru meyveler tüketilmelidir.
- Alınan tüm toksinleri vücuttan uzaklaştırabilmek için 8 -12 bardak su içilmelidir.
20/11/2008 | Kategori: Uzman Dyt_ Dilara Ko_ak | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kış Meyveleri ile Güçlenin
Sonbahardan kış aylarına geçme döneminde bağışıklılık sistemimizi güçlendirmek için meyve ve sebze tüketiminin artırılması önemli noktalardan biridir. Kış meyvelerinden; elma, armut, nar, portakal, kivi ve mandalina hakkında daha fazla bilgilenmek için mutlaka okuyun.
Elma
Elma, içeriğindeki E ve C gibi antioksidan vitaminler ile bağışıklılık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı vücut direncini artırır. Lif ve flavanoidler ise sağlığın devamlılığı konusunda elmayı besin öğeleri yıldızı yapar. Elmada bulunan çözünen ve çözünmeyen lifler toksik maddelerin dışkı ile atılmasını sağlayarak kansere karşı koruyucu aktivite gösterir. Çözünmeyen lif, LDL kolesterolü tutarak vücuttan dışarı yolarken, çözünen lif olan pektin ise karaciğerde üretilen LDL kolesterol miktarını azaltır.
Yapılan çalışmalar göre günde 2 adet orta büyüklükte elma yemek kolesterol seviyesini yaklaşık % 16 oranında düşürmektedir. Elma ayrıca antioksidan için de mükemmel bir kaynaktır. Elmanın içeriğindeki quercetin, kateşin, phloridzin ve chlorogenic asid güçlü antioksidanlardır. 100 gram elmanın antioksidan aktivitesi 1500 mg C vitamininin antioksidan etkisine eşittir. Hemen hemen tüm antioksidan aktivitesi elmadaki diğer bileşenlerden gelmektedir. Çünkü elmadaki C vitamini yaklaşık 5,7 mg kadardır.
Elmadaki pektin ve fenoller kolesterol ve trigliseridi düşürmede tek başlarına yarattıkları etkiden daha etkilidir. İçindeki pektin maddesi kötü kolesterolü (LDL)'yi düşürürken, iyi kolesterol (HDL) oranını yükseltir.
1 porsiyon meyve karşılığı olarak; 1 küçük boy tüketebilirsiniz.
Armut
İçerdiği fosfor ve B vitaminiyle zihinsel yorgunluğu giderir. Çözünür lif sayesinde kan kolesterol seviyesini dengeler ve çözünmeyen lif ise bağırsakların düzgün çalışmasını sağlar.
C vitamini ve bakır içeriği oldukça yüksektir. Her iki besin öğesinin de antioksidan etkisi olup vücudu serbest radikaller karşı korurlar. Kolon kanseri riskini azaltmaktadır. Aynı zamanda armut hipoalerjenik bir meyve olduğu için rahatlıkla tüketilebilir.
1 porsiyon meyve karşılığı olarak; 1 orta boy tüketebilirsiniz.
Nar
Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar önemli miktarda da potasyum, lif, C ve A vitamini ve niasin içermektedir. Zengin vitamin, mineral içeriği ile de kış mevsiminin vazgeçilmezleri arasından yer almaktadır. Ayrıca nar kış aylarında bağışıklık sistemini de güçlendirdiği için gribe karşı koruyucu olarak tüketilmesi gerekli olan bir meyvedir. İçeriğinde bulunan besin öğeleri ile kolesterolü düşürür, kalp sağlığını korur ve antioksidan içeriğinin gücü ile de kansere karşı koruyucu etki yaratır.
100 mL nar suyu, 100 mL kırmızı şaraba veya 100 mL yeşil çaya göre 2- 3 kat daha fazla antioksidan kapasite gösterir. Narın aynı zamanda kan yapıcı, idrar söktürücü, enerji verici ve tansiyon düşürücü etkisi bulunmaktadır.
1 porsiyon meyve karşılığı olarak; ½ küçük boy tüketebilirsiniz.
Portakal
Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan portakal özellikle içerdiği zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. Portakal, C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içermektedir. İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur. Bunların dışında da, damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller. Ayrıca, içerdiği vitaminler ve antioksidanlar sayesinde de, kanın pıhtılaşmasını, mide ve pankreas kanserini engeller ve yaralarda daha çabuk iyileşmesini sağlar. Portakalda bulunan en önemli flavon olan herperidin kandaki kolesterol seviyesini azaltmaktadır.
1 porsiyon meyve karşılığı olarak; 1 orta boy tüketebilirsiniz.
Mandalina
Mandalina, içerdiği zengin ve doğal C vitaminiyle, bedenimizin hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Yüksek orandaki potasyum içeriğiyle yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Kalp hastalıklarına karşı iyi bir ilaç olma özelliği taşır çünkü kötü kolesterol düzeyini düşürür. Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır. Damar hastalıklarına karşı bedeni korur.
Kivi
Kış meyvelerinden olup, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmamız için bize yardımcı olacak çok iyi bir vitamin deposudur. Bileşiminde ki vitaminlerden en önemlileri A ve C vitaminleridir. Ayrıca kansere karşı koruyuculuk gösteren lutein’ i de bol miktarda içerir. 100 gramında yaklaşık 30 kalori vardır.
1 porsiyon meyve karşılığı olarak 1 tane tüketebilirsiniz. | |
20/11/2008 | Kategori: Uzman Dyt_ Dilara Ko_ak | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Migren ve Beslenme
Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelişip şiddetli baş ağrısına neden olan nörolojik bir hastalıktır. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Migreni tetikleyen başlıca faktörler; diyet faktörleri, stres, hormonal değişiklikler, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler ve kişisel bazı alışkanlıklardır.
Migreninizi hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Bunun için bir migren günlüğü tutmak uygun olabilir.
Migren ataklarını tetikleyebilecek besinler
- Peynir
- Alkollü içecekler (bira, şarap,viski)
- Sakatatlar (karaciğer, beyin,böbrek,işkembe)
- Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünleri (sodyum nitrat içerirler)
- Hazır et ve tavuk suyu tabletleri (monosodyum glutamat içerir)
- Deniz ürünleri (kalamar, karides, midye)
- Konserve besinler
- Turunçgiller (portakal, mandalina, greyfurt,limon)
- Yağlı ve baharatlı yiyecekler
- Kafeinli içecekler (çay, kahve, asitli içecekler)
- Çikolata
- Bakla
- Maya
Öneriler: Her sabah 10- 15 dakika rahatlama egzersizleri yapın. Fırsatınız olursa yürüyün ya da yüzün. Gece geç vakte kadar uyanık kalmamaya özen gösterin. Akşam yemeğini en geç saat 20.00'de, yavaş yavaş yiyin. Mümkün olduğu kadar dışarıda yemek yemekten kaçının.
20/11/2008 | Kategori: Hastaliklara Gore Beslenme | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Metabolik Sendrom ve Beslenme
Metabolik Sendrom Nedir???
Metabolik Sendroma çağımızın sorunu olarak da bakabiliriz. Metabolik Sendrom günümüzde teknoloji ile birlikte artış gösteriyor. Modern yaşam beraberinde hareketsizliği de getirmekte bu da metabolik sendrom riskinde artış ile karşımıza çıkmaktadır. Metabolik sendrom sadece dünyada değil ülkemizde de çok sık karşılaştığımız bir sağlık problemi. Sedanter (hareketsiz) yaşam süren, beslenmesi dengesiz ve düzensiz olan, yoğun stres altında bulunan kişiler Metabolik Sendromun en çok karşılaşıldığı kişileri oluşturuyor.
Metabolik sendrom kronik kalp hastalıkları ve diyabet yani şeker hastalığını da arttıran bir olaydır. Bu nedenle hastalığa yakalanmadan önlem almak büyük önem taşır.
Türkiye Metabolik Sendrom Araştırma Grubu’nun (METSAR) yaptığı çalışmaya göre ülkemizde kentsel yerleşimlerde metabolik sendrom sıklığı ortalama % 33,8 olarak bulunmuştur.
METSAR’ın verilerine göre Türkiye’de 20 yaş üstü nüfusunu yaklaşık 1/3’ü metabolik sendromludur. Bu sonuç ne yazık ki Avrupa ve ABD verileriyle hemen hemen aynı sonuçları göstermektedir.
Yine METSAR araştırmasındaki diğer önemli bir sonuç kadın nüfusu erkek nüfusuna oranla daha fazla risk altındadır. Türkiye geneli ortalaması metabolik sendroma yakalanma sıklığı oranı erkeklerde % 28,8 iken, kadınlarda % 41,1 olarak belirlenmiştir.
Hastalığın birçok belirtisi vardır. Bunlar;
Bel çevresinde genişleme
Kadın için 88 cm üstü
Erkek için 102 cm üstü
Bu değerler yeni kriterlere göre kadın için >80 cm, erkek içinse >94 cm şeklinde değiştirilmiştir.
Yüksek tansiyon
İstenilen değer 130/85 mmHg
Yüksek kolesterol
<200 mg/dL normal ve/veya olması istenen
200- 239 mg/dL sınırda ve yüksek
> 240 mg/dL yüksek
İyi kolesterolün düşük olması (HDL kolesterol)
> 40 mg/dL ERKEK için istenen HDL kolesterol (iyi kolesterol) değeri
> 50 mg/dL KADIN için istenen HDL kolesterol (iyi kolesterol) değeri
Kötü kolesterolün yüksek olması (LDL kolesterol)
<100 mg/dL LDL kolesterol (kötü kolesterol) için istenen değer
Trigliserid
>/ = 150 mg/dL
Açlık kan şekeri
>110 mg/dL
Belirtilen risk faktörlerinden en az üçünün varlığı Metabolik Sendrom olarak tanımlanabilir. Metabolik Sendromın yol açtığı çok sayıda hastalık vardır. Bunlardan en önemli olanları;
- Kronik kalp rahatsızlıkları
- Diyabet (şeker hastalığı)
- Obezite olarak sınıflandırılabilinir.
Metabolik Sendromu nasıl önleyebiliriz???
- Metabolik Sendromun önlenebilmesindeki tek ve en önemli yol “Yaşam Tarzı Değişikliği”dir.
- Obezite Tedavisi
- Fiziksel akivite
- Doğru beslenme
Metabolik Sendromda Beslenme Yaklaşımı
YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ (YTD) DİYETİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
| Besin Öğeleri | Önerilen Miktarlar |
| Toplam enerji | İdeal vücut ağırlığı/ ağırlık kazanımını önlemek |
| Protein | Toplam enerjinin % 12- 15 |
| Karbonhidrat | Toplam enerjinin % 50- 60 |
| Toplam yağ | Toplam enerjinin % 20- 30 |
| Doymuş yağ asitleri | Toplam enerjinin % 7 |
| Çoklu doymamış yağ asitleri | Toplam enerjinin % 10 |
| Tekli doymamış yağ asitleri | Toplam enerjinin % 20 |
| Posa | 25- 30 gram/ gün |
Ağırlık kaybı sağlama programlarında hedef ideal vücut ağırlığına ulaşmaktan çok o sıradaki vücut ağırlığının % 5- 10’unun 3- 6 ay içerisinde azaltılması esasına dayanmalıdır.
Fiziksel olarak aktif olmakta yine bu sendromun önlenmesinde büyük rol alır.
Haftada en az 3 gün ortalama 40 dakika yapılan fiziksel aktivite kilo kontrolüne destek olacak ve metabolik sendroma karşı koruyucu etki yaratacaktır. Ayrıca orta tempoda yapılan egzersiz HDL kolesterolünde önemli bir artışa neden olur.
Stres artık yaşamımızın bir parçası oldu. Ama yoğun stresli ortamlardan uzak durmak koruyucu etki yaratacaktır.
Ayrıca her yıl düzenli olarak sağlık muayenesi yaptırmak yine koruyucu etkisinden dolayı önemlidir.
20/11/2008 | Kategori: Hastaliklara Gore Beslenme | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Karaciğer Yağlanması
Tıp dilinde hepatosteatoz olarak adlandırılan ‘karaciğer yağlanması’ karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Günümüzde yetişkin her dört kişiden birinde görülmeye başlamış bir hastalıktır. Karaciğerin, çeşitli nedenlerle zedelenmeye karşı göstermiş olduğu bir tepkidir. Karaciğer yağlanmasının birçok sebebi ve bu sebeplere bağlı olarak birçok sınıflaması vardır.
Daha kolay anlaşılabilmesi açısından bunları üç grup altında toplayabiliriz:
- Alkole bağlı karaciğer yağlanması
- İlaçlara ve hastalıklara bağlı karaciğer yağlanması
- Yaşam şekline ve beslenmeye bağlı olarak gelişen karaciğer yağlanmaları
Karaciğer yağlanması olan bir bireyin dikkat etmesi gerekenler:
- Yapılabilecek en önemli şey özellikle beslenme şeklini değiştirmek olacaktır.
- Alkol tüketilmemelidir.
- Eğer var ise fazla kilolar verilmelidir.
- Karaciğerin yükünü azaltmak için doğal besinler tercih edilmelidir, katkı maddelerinden uzak durulmalıdır
- Hayvansal yağlardan uzak durulmalıdır.(tereyağı, içyağı gibi)
- Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır, özellikle enginar tercih edilmelidir
- Şarküteri ürünlerinden (sosis, salam, sucuk gibi) ve sakatatlardan uzak durulmalıdır.
- Yağlı etler ve kıyma, tavuk derisi, yumurta gibi yağlı besinlerin tüketimi azaltılmalıdır.
- Kuruyemişlerin aşırı tüketiminden uzak durulmalıdır.
- Aşırı karbonhidrat ve şeker tüketimi azaltılmalıdır.
- Düzenli olarak spor yapmak hayatın bir parçası haline gelmelidir.
20/11/2008 | Kategori: Hastaliklara Gore Beslenme | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Böbrek Hastalıkları ve Beslenme
Böbrek vücutta oluşan atıkların atılmasından sorumlu olan organlarımızdan birisidir. Böbreğin süzme işlevinde gelişen bozulma ve bu bozulmanın sonucunda kanda üre düzeyinin yükselmesi böbrek hastalığı olarak tanımlanır.
Böbrek fonksiyonlarındaki bozulma yapılan kan ve idrar tetkikleri ile belirlenir. Böbrek yetmezliği tanısı, böbrek boyutlarının ölçülmesi ve böbrek yetmezliğine neden olan durumun saptanması ile konulur.
Böbreklerde geçmiş dönemde oluşan hasar, böbrek yetmezliği oluşana kadar hiçbir belirti vermeden gelişebilir.
Böbrek hastalıklarının çoğunlukla karşılaşılan nedenleri ve belirtileri bilindiği takdirde sağlık uzmanlarından yardım alınarak ileri dönemde böbrek yetmezliği engellenebilir.
Çok küçük yaşlardan itibaren dikkatli olunması gerekir. Örneğin çocukluk döneminde oluşan boğaz enfeksiyonları uygun biçimde tedavi edilmelidir.
Diyabet ve yüksek tansiyonu (hipertansiyon) olan kişiler mutlaka takip edilmeli, tedavileri yapılmalı ve her sene rutin olarak sağlık kontrollerini gerçekleştirmelilerdir.
Genetik yatkınlıktan dolayı ailede böbrek yetmezliği olan kişilerin varlığında riskin artacağı bilinmelidir.
BÖBREK HASTALIKLARI VE BESLENME
Yediğimiz besinlerin metabolizması sırasında ortaya çıkan artık maddeler, büyük oranda böbreklerimiz tarafından atılırlar. Böbreklerde süzme işleminin aksadığı hastalıklarda, besinlerimize özellikle dikkat etmemiz gerekmektedir. Aldığımız besinler vücudumuza metabolik yönden belirli bir yük getirmektedirler.
Böbrek hastalıklarında diyetin kişiye özel planlanması çok önemlidir kişinin yaşı, boy uzunluğui, htiyacı olan protein miktarı, vücut ağırlığı ve böbrek fonksiyon durumuna göre büyük farklılıklar gösterebilir ancak genel olarak
- Böbreğe yük yaratacak aşırı süt, yumurta, et grubu ürün tüketimi
- İçeriği bilinmeyen katkı maddesi olan yiyecekler
- Konserve, turşu, salamura, sucuk, pastırma, sosis
- Sakatatlar
- Tuz ve tuzlu yiyecekler
- Kuruyemişler, kurutulmuş meyveler
- Çikolata
- Et suyu
- Meşrubatlar, kahve, kakao, boza, nescafe
- Tahin, pekmez, tahin helvası
- Muz, kavun
- Kurubaklagiller, bulgur, mısır
- Tarhana
- Patates
gibi besinlerde sınırlama yapmak gerekebilir
Öneriler:
- Böbrek hasataları sırnılı beslenmek durumunda kaldıkları için pişirme sırasında yiyeceklerin besin öğeleri özelliğini yitirmemeleri gerekmektedir.
- Kızartma yöntemi ile pişirme yerine haşlama yöntemi uygulanması daha yararlıdır.
- Potasyum sınırlaması var ise sebzeler pişirilirken ilk haşlama suları dökülür. Böylece potasyum alımı azaltılmış olmaktadır.
- Besinlerin kolay sindirilebilecek şekilde pişirilmeleri gerekir.
20/11/2008 | Kategori: Hastaliklara Gore Beslenme | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

