Kötü İlişki Şişmanlatıyor
Özel ilişkiler hayatımızı oluşturan ana unsurlardan birisi. Mutluluğumuz olduğu gibi mutsuzluğumuz da olabiliyorlar. Ve bildiğiniz gibi, mutsuz olunca ne oluyor? Kendimizi sık sık buzdolabının önünde buluyor, kilo alıyoruz. O zaman gelin ilişki sorunlarına ve bu sorunlarda çift terapisinin yerine yakından bir göz atalım.
Bunların yanı sıra ilişkiden beklentilerin ve tahammülsüzlüğün artmasının da payı büyük. Eskiden okula gidilir, evlenilir, çocuk sahibi olunurdu; hayatın gidişatı bu şekildeydi. Böyle olunca da insanın eşinden beklentisi iyi bir insan, iyi bir eş ve iyi bir anne veya baba olmasıydı. Oysa şimdi herkesin nasıl biriyle olmak istediğine dair, kendisine nasıl davranılması gerektiğine dair çok daha belirgin kriterleri var. Ve kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmaya başlaması bir yandan, seçeneklerin artması ve daha rahat bir hayat yaşanıyor olması bir yandan tahammülü azaltır oldu. Artık eskisi kadar alttan almıyor eşler birbirlerini. İşte bütün bunlar bir araya gelince çift terapisine başvurunun artması da gayet doğal bir sonuç esasında.
Pek çok çiftin terapiye başvurduklarında sordukları ilk sorulardan biri terapinin ne kadar süreceği. Ne yazık ki bunun kesin bir cevabı. Bu çiftten çifte değişen bir süreç. Çeşitli yaklaşımlara göre farklılık gösterebilir. Ama en azından altı seans gerektiğini de bilmek gerekir. Bu süre karşılıklı birbirini tanımak ve bir değişim başlatabilmek için mutlaka gerekli. Bazen de tek tek görüşme talebi gelebiliyor eşlerden. Bunun çift terapisinde her zaman sağlıklı sonuç vermeyeceğini bilmek gerekir. Çünkü terapistin her iki tarafa da eşit mesafede durabilmesi, tarafsızlığını koruması çok önemlidir. Tek görüşmelerde istemsiz de olsa bir kendi tarafına çekme çabası olabileceğinden dolayı bundan olabildiğince kaçınılır. Bu tarafsızlık konusu özellikle erkeklerin terapiye başlaması safhasında önemle vurgulanmalıdır. Çünkü pek çok erkek terapiyi azarlanacakları, yanlışlarının yüzlerine vurulacağı, ne yapıp ne yapmamalarının söyleneceği, yargılanacakları bir yer olarak görürler ve bu nedenle gelmek istemezler. Özellikle de terapist kadınsa bu önyargıları daha da güçlenir. Oysa onlara terapinin amacının çiftin kendi doğrularını ve çözümlerine bulmalarına yardımcı olmak olduğu anlatılmalıdır. Terapist her zaman tarafsız ve objektif bir şekilde ayna tutar çifte. Bu konu boşanma kararları konusunda terapistten onay almaya gelen çiftler için de önemlidir. Bir terapist asla yönlendirmede bulunmaz. Kimse kimseye “ilişkini sürdür” veya “ayrıl” diyemez. Uzmanın gözünde iyi ve doğru olan çift için her zaman doğru ve iyi olmayabilir. Terapiye doğru hedeflerle gitmek önemlidir, aksi takdirde beklentiler karşılanmaz ve hayalkırıklığı yaşanır.
Uzman Psk. T. Kazmirci
21/11/2008 | Kategori:
Uzm. Psk. T. Kazmirci
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa
