Diyetisyen Dilara Koçak'tan sağlıklı zayıflama sırları
40 yaşındaki birinin, 20 yaşındaki kilosuna inmek için ısrar etmesinin çok büyük zararları olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Dilara Koçak, 'Menopoz ve ciddi bir osteoporoz riskiyle karşılaşabilir. Ayrıca diyetler bırakıldığında ise kilolar hemen geri alınır' diyor.Doğru kiloyu hedefleyin
Aşırı kilo ve obezite her şeyden önce bir sağlık problemi. Eğer hedef birkaç kilo vermekse yediklerimize dikkat ederek, bol su içerek, yaşımıza uygun spor yaparak belki bu kiloları verebiliriz. Ancak bahsettiğimiz çok büyük kilolarsa, bir uzmana ya da bir doktora danışmakta fayda var. Bilinçsizce yapılan bir diyet geri dönüşü mümkün olmayan sorunlara neden olabilir. Mezura Diyet Kliniği'nin sahibi Uzman Diyetisyen Dilara Koçak artık ideal kiloyu belirlerken sadece boyu değil, kişinin bel çevresini ve birçok laboratuvar değerlerini baz aldıklarını söylüyor. Birçok ünlüyü zayıflatan Koçak, üç gün boyunca Pencere sayfalarında sağlıklı zayıflanın sırlarını anlatacak. İşte yazı dizimizin birinci bölümü:
KADIN VE ERKEK
Kadınlar, genelde 30 yaşına gelince 25 yaş kilosunu hedef koyuyor ve yaşının ilerlemesini kabul etmeyip 35 yaşından sonra sürekli kilo problemi ile yediklerini sorguluyor. İlerleyen yıllara karşı mücadele için doğru beslenme ve düzenli egzersizi seçmek gerekiyor.
Erkekler genelde asker dönüşü işe başlayınca kilo alıyor. Çünkü hareketleri azalıyor, kas kütlesi kaybı ile birlikte ilerleyen yaşlarda metabolizma yavaşlıyor. Düzenli egzersiz yapanlar yaşlarından daha genç ve bir vücuda sahip olabiliyor.
Her şeyden önce yaş, cinsiyet, egzersiz düzeyi belirlenmeli. Elde edilen verilerle kişiye özel bir reçete hazırlanmalı. Doğum ağırlığı neydi, ne zaman kilo almaya başladı, kan tahlil sonuçları nasıl, sabah kaçta uyanır, kiminle nerede yemek yer gibi bazı bilgiler edinmek gerekiyor. Bütün bunların ardından vücut yağ, kas ve su oranını belirleyip daha sonra diyet reçetesi yazılmalı. Doktor ve psikolog desteğini de sağlıyoruz ki kalıcı ve en sağlıklı çözümü elde edebilelim.
Sağlıklı bir vücut ağırlığının göstergesi tek başına kilonuz değildir. Önceleri ideal ağırlık boy uzunluğuna göre hesaplanmaktaydı ancak şimdi kontrol edilmesi gereken birçok değer var. Bel çevresi kalp hastalığı riskini belirlemede önemli bir gösterge. Kadınların 88 cm. erkeklerin 102 cm sınırını geçmemesi gerekiyor. Vücut ağırlığı ise tek başına gerçek bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan ağırlığınızın yüzde kaçlık kısmının yağ olduğu. Şişmanlık vücuttaki yağ miktarının artmasıdır. Bu sebeple zayıflama tedavisinde de hedef yağ dokularının azalmasıdır. Kişi kas dokusu ve su kaybediyorsa verdiği kilolar sağlıksız olmasına yol açar. Bu tür kilo kayıplarında en tipik gösterge, yüzün küçülmesi kolların incelmesi ancak sorunlu bölgelerin istenilen formda olmamasıdır. Bu diyetler bırakıldığında kilolar geri alınır.
Kadınların vücutları çok iyi olsa bile yüzde 76'sı sürekli diyet yapma fikriyle yaşıyor, vücudundan memnun olan kadın sayısı çok az. Oysa mutlu oldukları gerçek kiloya indikten sonra bu düşünceyle yaşanmamalı. Tüm problemlerinizi kilo verince düzelecekmiş gibi odaklamayın. Diyetteki hatalarınızın nedenlerini bulmaya gayret ederek tekrarlamamaya çalışın, daha sonra kalıcı beslenme alışkanlıklarını hedefleyin.
Diyette yasak, programın başarısız olmasına sebep olur. Bu nedenle ölçülü miktarda her türlü yiyecek bulunan programlara güvenin.
Diyet uygularken...
Diyet yaparken olmazsa olmazlar
Örnek bir diyet listesi
Zayıflama diyeti kesinlikte boya, yaşa, cinsiyete ve kişinin o anda bulunduğu kiloya bağlı olarak düzenlenir ve laboratuvar bulguları da göz önünde bulundurulur. Yukarıdaki diyet 1.62 cm boyunda, 65 kg ağırlığında 25 yaşında olup hiçbir sağlık problemi olmayan bir kadına göre planlanmıştır.
21/11/2008 | Kategori: Uzman Dyt_ Dilara Ko_ak | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Ağız Kokusu ve Besinler ile Çözüm Yolları
Kötü ağız kokusunun tıptaki adı halitosisdir. Bazen bu konuda başınız derde girmiş olabilir. Ağız kokusu genelde kişinin çevresindekileri, bazen de kendisini rahatsız eden bir durumdur. Kişinin yedikleri ve içtikleriyle çok yakından ilişkilidir.
Bazı hastalıklar nedeniyle oluşan ağız kokularının haricinde yeme alışkanlıkları ve yeterli ağız hijyeni sağlanamaması dolayısıyla da meydana gelebilmektedir. Sindirim sistemindeki problemler ve kabızlık da ağız kokusuna neden olabilmektedir.
Kötü ağız kokusunun en önemli 3 nedenini şöyle sıralayabiliriz.
- Yiyecekler ve içecekler; özellikle sarımsak, soğan, peynir, aşırı yumurta, deniz ürünleri ve portakal suyu tüketimi
- Ağız hijyenin yeteri kadar sağlanmaması, dişlerin yeterli fırçalanmaması ve diş ipi kullanılmaması, diş çürükleri veya apseler, dişler arasında kalmış olan besin artıkları, tartar, diş eti iltihapları
- Sigara ve alkol kullanımı
Ağızda yeterli hijyen sağlanamadığı durumlarda kötü ağız kokusu ortaya çıkar. Özellikle ağzınızda yiyecek kalıntıları kaldıysa, bu yiyecekler çürür, nefesiniz kokmaya başlar ayrıca kalan bu parçalar bakterileri oluşmasına ortam sağlar ve kokuyu arttırır. Dişlerin arasında sıkışmış partikülleri temizlemek için günde mutlaka bir kez dişler diş ipiyle temizlenmelidir.
Ağızda meydana gelen problemler, burun ve sinüs, akciğer veya mide ve sindirim sistemi kaynaklı olabilir. Sinüsleri ve burun tıkanıklığını açıcı baharatlardan özellikle zencefil, tarçın, hardal, yaban turbu yenilebilir. Ayrıca bir kase sıcak su içine 5-6 damla okaliptüs yağı koyup bu keskin ve yakıcı buharı içinize çekmenizde işinize yarayabilir.
Kronik göğüs enfeksiyonlarında tıbbi bir tedaviye ihtiyaç duyulur ancak korunmak için sigara içilmemesi ve havuç, brokoli, ıspanak ve narenciyeler gibi beta karoten ve C vitamininden zengin besinler tüketilmesi de akciğer dokularını korumaya yardımcı olur.
Kabızlık, ülser ve hazımsızlık da kötü ağız kokusunu tetikler. Nanenin kendisini veya naneli sakız çiğnemek hazımsızlık için işe yarayabilir. Kabızlık durumunda en iyi yöntem ise lif ve su alımını arttırmak olacaktır. Kabızlığın önüne geçebilmek için beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekler tercih edilmeli ve daha fazla su içmelidir. Eğer kötü ağız kokusu sorununuza bir türlü çözüm bulamıyorsanız mutlaka bir diş hekimine ya da kulak-burun-boğaz uzmanına görünmelidir. Lütfen bunu atlamayın çünkü neden ciddi olabilir.
Ağız kokusundan siz de şikayetçiyseniz bunları bol miktarda tüketin!!!
- Elma, çilek gibi meyveler ile nane, kereviz gibi sebzeler ağız kokusunda tüketilebilir.
- Maydanoz çok iyi bir nefes temizleyicidir. Bu nedenle ince bir dal çiğnemek inanılmaz etkiler yaratabilir.
- Bazı doğal otlar ve baharatlarda doğal nefes tazeleyicilerdir. Karanfil, zencefil, çörekotu ve anason çiğnenebilir.
- Probiyotik içerikli ürünler tercih edilmelidir.
- Lif ve su oranı yüksek olan besinler özellikle çiğ sebzeler, elma ve armut diş etlerine masaj yapıp sağlıklı kalmalarına yardımcı olur.
- Sinüzit için zencefil, tarçın, hardal, yaban turbu yenilebilir.
- Tam tahıl ürünleri ve su tüketimi kabızlığı engeller.
- Beta karoten ve C vitamininden zengin havuç, brokoli, ıspanak ve narenciyeler (portakal, mandalina, greyfurt ve limon) enfeksiyonlardan korur.
Tüketimini azaltın!!!
- Diş ve diş eti sağlığı, plaklardan korunmak için şeker, tatlılar, şekerli içecekler, kek ve bisküviler azaltılmalıdır.
- Sarımsak, soğan gibi kükürtlü besinler
- Alkol ve tüm tütün ürünleri.
- Salam, sucuk, pastırma.
- Rokfor gibi çok kokulu bazı peynirler.
ÖNERİLER
- Yemeklerden sonra dereotu veya kahve taneleri çiğneyerek, portakal veya limon kabuğu emerek yemek kokuları giderilebilir.
- Nefesteki sarımsak ve alkol kokusunu gidermek için, kimyon ve kakule tohumlarını da çiğnemekte fayda vardır.
- Ağızdaki mekanik parçalanma çok önemlidir böylece tüketilen besinler ile tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı azalır.
- Sakız çiğnemek tükürük miktarını ve akışkanlığını artırarak, dil üstünde ve ağızda bakterilerin yerleşmesini kısmen engeller.
- Yapılan bir çalışma yoğurdun içinde bulunan bakterilerin, ağızda kötü kokuya neden olan kükürtlü bileşikleri azalttığını göstermiştir.
- Kahve ve bira yerine su veya meyve suyu içmek nefesi daha ferah tutacaktır.
- Günde 2 kez dişler ve dil üstü fırçalanmalıdır. Böylece yenilen yemeklerle ilişkilendirilen kokuları uzaklaştırır. Eğer yemek yedikten sonra yanınızda diş fırçanız ve macununuz yoksa en azından suyla ağız iyice çalkalanmalıdır. Çünkü plaklar bakterilerin yaşaması için en verimli yerlerdir ve nefesinizin kötü kokmasını tetikler.
- Sodyum bikarbonatlı diş macunları ve sakızlar, uçucu kükürt bileşiklerini uçucu olmayan bileşikler haline dönüştürüp kötü kokuyu ortadan kaldırırlar.
- Eğer hızlı bir şekilde ferah bir nefese ihtiyacınız varsa ağız gargarasıyla ağzınızı çalkalamak iyi bir fikirdir ancak etkisinin 20 dakika süreceğini unutulmamalıdır.
Son olarak yılda 2 kez düzenli olarak diş hekimine gidilip kontroller yaptırılmalı ve dişler temizletilmelidir
Dikkat!!! Bazen ağız kokusu, tıbbi teşhiste bir anahtar olabilir.
Eğer ağzınızda;
- Aseton kokusu varsa diabetik koma
- Amonyak kokusu varsa üremi (böbrek yetmezliğine bağlı gelişen bir durum)
- Balık kokusu varsa karaciğer yetmezliği göstergesi olabilir.
Sağlıklı ve mutlu günler diliyorum…
Dyt. Gamze Şanlı
21/11/2008 | Kategori: Dyt_ Gamze Sanli | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Bulimia Nervoza
![]() | ![]() |
Bulimia Nervoza’nın en belirgin özelliği tıkınırcasına yeme dönemleridir. Bazı durumlarda kişi bu fazla yeme dönemlerini telafi etmek için kendini kusmaya zorlar; laksatif, diyüretik veya enema kullanır; kendini aç bırakır veya aşırı egzersiz yapar. Bulimiası olan kişiler yeme ataklarını kontrol edemezler ve şişmanlamaktan aşırı derecede korkarlar. Bulimia depresyonla ve başka psikiyatrik hastalıklarla bağlantılıdır ve başka bir yeme bozukluğu olan anoreksiya nervozaya benzer belirtiler gösterir. Bulimiası olan kişilerin vücut ağırlıkları normal ve hatta normalin biraz üstünde olduğundan dolayı bu durumlarını uzun süre saklayabilirler. Bulimianın belirtileri arasında genelde gizlice olmak üzere tıkınırcasına karbondhidrat açısından zengin yiyecekler yemek, suçluluk ve utanç duygularıyla yeme üzerinde kontrol kaybı, azalıp artan vücut ağırlığı, kabızlık, ishal, mide bulantısı, gaz, karın ağrısı, dehidrasyon, kusarken kanama, düzensiz adet kanamaları veya dönem dönem adet kanamalarında kesilme, diş minelerinde aşınma, ağız kokusu, boğazın tahriş olması veya iltihaplanması, kendini kusmaya zorlamaktan kaynaklanan el üstünde yaralar, özellikle yiyecek çalma eğilimi, depresyon, özellikle alkol olmak üzere madde kullanımı vardır. Bulimia Nervoza’nın iki tipi vardır. Çıkartma olan tip tıkınırcasına yeme dönemlerini telafi etmek için kusan veya laksatif, diüretik kullanımı olan kişilerdir. Çıkartma olmayan tip ise kilo alımını engellemek için aç kalmak veya aşırı egzersiz yapmak gibi yollara başvuran kişilerdir. Bu iki tip arasındaki çizgi genelde çok keskin değildir ve ikisi birbiriyle çakışabilir. Her iki tipte de belirtiler benzerdir. Diğer belirtiler arasında sürekli diyette olmak, ağrı hissedene veya rahatsız olana kadar yemek, tıkınırcasına yeme episodu sırasında normalden çok daha fazla yemek, saatlerce egzersiz yapmak, sürekli vücut şekli ve ağırlığı ile meşguliyet, aşırı olumsuz bir beden imajı, yemek sırasında ve sonrasında lavaboya gitmek ve yemek biriktirmek vardır.
Tıkınırcasına yeme episodları genelde yalnızken gerçekleşir. Örneğin kişi yalnızken evdeki bütün dolapları boşaltabilir veya tek başına sırayla çeşitli fast food restoranlara giderek buralardan aldıklarını arabada tek başına yiyebilir. Tıkınırcasına yeme episodu bitince çıkarma başlar. Bu kusmak için lavaboya gitmek veya saatlerce sürecek bir egzersiz için yürüyüş bandının üstüne çıkmak anlamına gelebilir.Bulimiaya biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel olmak üzere çeşitli faktörlerin neden olduğu düşünülmektedir. Bulimia ölüm, anemi, kalp sorunları, diş çürümesi, adet kesilmesi, gastrointestinal sorunlar, kan değerlerinde değişiklikler gibi fiziksel komplikasyonlara yol açabileceğinden dolayı yukarıda bahsedilen belirtilerden şüpheleniliyorsa bir uzmana başvurulmalı ve bulimiası olan kişi uzman aracılığıyla hastalığa sebep olan faktörler üzerine çalışmalıdır. Fiziksel komplikasyonların yanı sıra bulimiası olan kişiler depresyon, anksiyete bozuklukları, intihar, madde ve alkol kötüye kullanımı, aşırı stres ve kendini yaralama davranışları gibi başka psikolojik sorunlarla da karşı karşıya kalabilirler. Bulimiyanın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım önemlidir. Hem ilaç tedavisi için bir psikiyatriste danışılması, hem bir terapist ile psikoterapiye başlanması, hem olası fiziksel komplikasyonlar için bir doktor muayenesi ve yönlendirmesi hem de sağlıklı beslenme konusunda yönlendirmede bulunacak bir diyetisyene başvurulması gerekir.
Uzm. Psk. T. Kazmirci
21/11/2008 | Kategori: Uzm_ Psk_ T_ Kazmirci | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Fazla Kilolu Olmak Baskısı
Vücut ağırlığınız, sizi diğerlerinden biraz daha yuvarlak görünümlü hale getiren bir durumda bile olsa bu sizi zayıflama endüstrisinin bir hedefi haline getirebilir. Birden medyadaki bütün kilo vermeye dair reklamlar size yönelikmiş gibi gelmeye başlar. Fazla kilolarınız olması veya şişman olmanız konusundaki farkındalığınız bu reklamları her şeyden fazla görmenize neden olur. Toplum şişman olmanın normal bir durum olmadığını ve bunun hiç istenmeyen bir durum olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir. Küçük çocuklar bile daha okul günlerinin başından itibaren arkadaşlarının alaylarına maruz kalırlar. Zenciler, eşcinseller, farklı dinlere mensup kişiler ve başka azınlıklar zaman zaman toplumda ayırımcılıkla karşılaşırlar. Şişman insanların karşılaştığı ayırımcılık daha bile fazladır belki ama çok daha belirgin olmayan bir şekilde yapılır. Diğerlerine göre daha çekici ve zayıf olan kişilerin daha şişman olan birisi işe daha uygun olsa da işe alındıkları ispatlanmış bir gerçektir. Sosyal durumlarda insanlar kilolu kişilerden kaçınırlar.
Peki, ama bu sosyal baskının sonucu ne oluyor? Böyle baskı altında olmak kilolu insanlara yardımcı mı oluyor? Elbette ki hayır. Kilo almanın özellikle obezitenin temelinde genetik kalıtımın yanı sıra duygusal yemenin olduğu düşünülürse bu baskı kilo sorunu olan kişilere iyi etki yapmıyor. Kabul göremediklerinin farkında olarak hissettikleri olumsuz duygular onları daha çok yemeğe yönlendirebiliyor. Yedikçe daha çok kilo alıyor, suçluluk ve pişmanlık duygularına kapılıyor, toplumun baskısını daha çok hissediyorlar. Ve bu kırılması gittikçe zorlaşan bir kısır döngü halini alıyor. Başka bir seçenek ise bu baskı sonucu kilo sorunlarının sağlıksız diyetlerle giderilmeye çalışması. Bu sağlıksız diyetler “başarılı” olursa kişi sağlığını yitiriyor, kalp sorunları, böbrek sorunları, halsizlik, kan değerlerinde bozulmalar ortaya çıkıyor. Bir de bu sağlıksız diyetler sonucu hem sağlığın bozulması hem de verilen kiloların fazlasıyla geri alınması durumu var ki bu en kötüsü.
Uzm. Psk. T. Kazmirci
21/11/2008 | Kategori: Uzm_ Psk_ T_ Kazmirci | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kilo Vermeye Ne Kadar Hazırsınız?
Kilo almanıza sebep olan birçok faktör olabilir, hormon düzensizliği, iş değişikliği, şehir değişikliği, sıkıntılı bir dönem uzun seyahatler, hamilelik dönemi. Kilo verme programına başlamadan önce sağlık muayenesinden geçmiş olmak metabolizmayı etkileyen hormonların kontrol etmek önemlidir. Ancak programa başlarken düşünce olarak hazır olmak da önemlidir. Amerikan Diyetisyenler Derneği’nin uyguladığı bir ölçümden faydalanarak sizin de kendinizi ölçmeniz için bu testi yayınlıyoruz.
Her soruyu “doğru” veya “yanlış” olarak cevaplayın. Yanıtlarınız nasıl olmanız gerektiğini değil, sizin şu anda nasıl olduğunuzu yansıtmalıdır.
- Yeme alışkanlıklarım ve fiziksel aktivitem hakkında çok düşündüm. Ve neleri değiştirebileceğimi biliyorum.
- Yeme ve aktivite şekillerimde geçici değil kalıcı değişiklikler yapmam gerektiğini biliyorum.
- Çok fazla ve hızlı kilo verirsem kendimi ancak başarılı hissederim.
- Yavaş kilo verirsem daha iyi olacağını biliyorum.
- Gerçekten kendim istediğim için şimdi kilo vermeyi düşünüyorum. Başkası istediği için değil
- Kilo vermek yaşantımdaki diğer sorunları da çözebilecek
- Normal fiziksel aktivitemi artırmayı çok istiyorum.
- “Hata” yapmazsam başarılı bir şekilde kilo veririm.
- Kilo vermeye başladıktan sonra kilom sabit kalırsa, hedefime ulaşmada yardımcı olan motivasyonumu kaybediyorum.
- Şu an yaşamım stresli ama ben yine de bir kilo verme programına başlamak istiyorum.
Yanıtlarınızı Değerlendirin ( 1 Doğru,2 Doğru, 3 Yanlış,4 Doğru,5 Doğru, 6 Yanlış,7,Doğru, 8 Yanlış, 9 Yanlış,10 Yanlış) Her doğru yanıt 1 puandır. Toplam puanınız ne kadar yüksekse KİLO VERMEYE O KADAR HAZIR’sınız demektir ve başarınız da o kadar yüksek olur. 8 veya üstünde puan: Şu anda muhtemelen kilo vermek için iyi sebepleriniz var. Ve başarmanız için gerekli bazı adımları biliyorsunuz. 5-7 puan: Kilo verme nedenlerinizi ve takip edeceğiniz yöntemleri tekrar gözden geçirmelisiniz. 4 veya altında puan: Şu anda kilo vermek için uygun bir zaman olmayabilir. Başlangıçta başarılı olabilirsiniz. Fakat hedefinize tam anlamıyla ulaşmak için gerekli ilerlemeyi sürdüremeyebilirsiniz. Nedenlerinizi ve yaklaşımlarınızı tekrar gözden geçirin , bir profesyonelden yardım almayı deneyin |
Cevaplarınızı Yorumlayın
- Yeme alışkanlıklarım ve fiziksel aktivitem hakkında çok düşündüm. Ve neleri değiştirebileceğimi biliyorum.
Bilmediğiniz ve anlamadığınız bir konuyu değiştiremezsiniz. Yeme ve egzersiz alışkanlıklarınız hakkında biraz daha bilgi edinmek için bir hafta boyunca kayıt tutun. Neyi, ne zaman ve neden yediğinizi ve ne kadar hareket etiğinizi yazın.
- Yeme ve aktivite şekillerimde geçici değil kalıcı değişiklikler yapmam gerektiğini biliyorum.
Yeme alışkanlıklarınızda veya fiziksel aktivite düzeyinizi de aniden çok değiştirirseniz kısa sürede hızlı kilo verebilirsiniz. Fakat bu bir KAMP hayatı olursa ve normal yaşama uydurmazsanız sürekliliği sağlayamazsınız. Beslenme ve aktivite planlarınız sürekli uygulayabileceğiniz ve keyif alabileceğiniz sağlıklı değişimler içermelidir.
- Çok fazla ve hızlı kilo verirsem kendimi ancak başarılı hissederim.
Çoğu kişi gerçek olamayacak kadar düşük olan bir kiloya ulaşma fantazisi kurar, yaşınızı ve vücut tipinizi düşünün, zamana yayılmış sağlıklı ulaşılabilir hedefler seçin Başarılı ve gerçekçi kilo verme, düzenli aktivite ve dengeli beslenmeyle rahatlıkla sağlanabilir.
- Yavaş kilo verirsem daha iyi olacağını biliyorum.
Hızlı kilo vermeyi başarı olarak görürseniz, kilonuzu korumada sorunlarınız olacaktır. En iyi ve sağlıklı yaklaşım, kilonuzu normal sınırlarda tutabileceğiniz kalıcı yolları öğrenerek yavaş kilo vermektir.
- Gerçekten kendim istediğim için şimdi kilo vermeyi düşünüyorum. Başkası istediği için değil.
Başarılı olmak için kilo verme isteği kendinizden gelmelidir. Bu konuda aileniz veya arkadaşlarınız söz sahibi olmamalıdır. Kilo veren ve bunu koruyan insanlar, kendi sorumluluklarını bilen ve hedeflerini belirleyen kişilerdir. Aile ve arkadaşlar daha ancak destek kaynağı olmaktadır.
- Kilo vermek yaşantımdaki diğer sorunları da çözebilecek.
Fazla kilolu olmak bazı problemlere neden olabilir, fakat çoğunlukla tek neden değildir. Tüm problemlerinizi kilo vererek çözecek gibi düşünmeyin bu sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
- Normal fiziksel aktivitemi artırmayı çok istiyorum.
Fiziksel aktivite alışkanlığı başarılı kilo vermede ve bunu korumada önemli bir noktadır. Yapmaktan keyif aldığınız orta düzey bir aktivite de işe yarayacaktır. Sadece harekete geçin ve buna devam edin.
- Hata” yapmazsam başarılı bir şekilde kilo veririm.
Kusursuz olmak, hiç hata yapmamak bir kilo verme programı için pek gerçekçi değildir. Hatalarınızı bir felaket olarak değerlendirmek yerine, sorunlarınızın nedenlerini bulmaya ve gelecek için çözüm yöntemleri oluşturmaya çalışmalısınız.
- Kilo vermeye başladıktan sonra kilom sabit kalırsa, hedefime ulaşmada yardımcı olan motivasyonumu kaybediyorum.
Devam eden bir kilo verme programında kilonuzun sabit olarak kalması kesinlikle normal bir durumdur. Bu nedenle sakın bırakmayın! Motivasyonunuzu kaybetmeyin.
- Şu an yaşamım stresli ama ben yine de bir kilo verme programına başlamak istiyorum.
Kilo verme tek başına bir stres kaynağı olabilir. Zaten kendinizi baskı altında hissediyorsanız, şu anda bir kilo verme programının gerektirdiklerini yerine getirmek için doğru bir zaman olmayabilir. Kilo verme girişimine başlamadan önce yaşamınızdaki diğer stres faktörlerini çözümlemeye çalışın.
Uzm. Dyt. Dilara Koçak
21/11/2008 | Kategori: Uzman Dyt_ Dilara Ko_ak | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Okulda Başarı ve Beslenme
Okullar yakında açılıyor ve heyecan yeniden başlıyor. Bu dönemde anne babaların en büyük problemi kahvaltı etmeyi reddeden çocuk. Sabah kahvaltısının, çocukların gelişiminde ÇOK ÖNEMLİ rolü var çünkü akşam yemeği ile kahvaltı arasında yaklaşık 8-12 saatlik bir aralık bulunmaktadır. Açlık sonrası vücudun gereksinimi olan enerjiyi sağlayan ilk öğün ise sabah kahvaltısıdır. Araştırmalara göre güne farklı gruplardan besinler içeren kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısı artmaktadır. Kahvaltı, öğrenmeyi olumlu yönde etkiler, çocuklar daha başarılı olurlar, problemleri daha kolay çözer, derse daha iyi konsantre olurlar, daha geç yorgunluk hissi oluşur ve kas işlevleri daha iyidir. Aynı zamanda kahvaltı eden çocuklarda şişmanlık görülme oranı daha azdır. Kahvaltı yapılmadığı durumlarda derse devam azalabilir. Kahvaltı yapmamanın sonucu oluşan karın ağrıları veya şiddetli açlık ağrıları ise şikayetlerin başında gelmektedir. Üniversite döneminde çocuklar üzerine yaptığımız çalışmalarda gözüme çarpan en önemli nokta; çocukların henüz daha sıralarla tanışmaya başladıkları dönemden itibaren kahvaltı öğününü atladıkları ve diğer öğünlerde de dengesiz beslendikleri idi. Bu nedenle sizde çocuklarınıza yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırmak istiyorsanız aşağıdaki stratejileri uygulayabilirsiniz.
- Beslenme bilgisini kazanabilmeleri için onlara yol gösterebilir hatta bu konuda okul yönetiminden ek ders için talepte de bulunabilirsiniz. Okullarda, beslenme eğitimi ve rehberliğinin verilmesi, besinlerin öneminin anlatılması, beslenme ile büyüme ve sağlık arasındaki ilişkilerin örneklerle işlenmesi öğrenmesinde kolaylık sağlayacaktır.
- Aile, her çocuğun hayatında çok önemli bir unsurdur. Çocuklar her zaman için anne ve babalarını örnek alırlar. Bu nedenle çocuğunuza sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğretmek istiyorsanız işe ilk önce kendinizden başlamanız gerektiğini de unutmayın.
- Eğer çocuğunuza okulda kahvaltı veriliyor ise öğretmenlerin denetiminde bu önemli öğün düzenli tüketmesi sağlanmalı, zorlama ve cezalandırma yapılmamalıdır.
- Çocuğunuza ara öğün alışkanlığı kazandırın. Bu öğünlerde hazır kek, kurabiye, börek, meyve suyu gibi besinler yerine sağlıklı sandviç, süt, ayran, taze/kuru meyve, sebze çubukları gibi alternatifler sunabilirsiniz.
- Okulda yemek veriliyorsa okul yönetiminden menüleri isteyip, düzenli olarak takip ederek, çocuğunuzu seçimler konusunda bilgilendirin. Çocukların eksik besin alımını engellemek için menülerin bir diyetisyen tarafından düzenlenip düzenlenmediğini sorgulayın. Ayrıca evdeki akşam yemeğini okulda tüketmediği grupları tamamlayacak şekilde hazırlayabilirsiniz.
- Eğitim-öğretim süresi uzun ve okulda öğlen yemeği verilemiyor ise, ara öğününün miktarını arttırarak öğle yemeği şeklinde tüketmesini sağlayabilirsiniz.
- Okul yönetimi, kantinleri ve çevrede yiyecek ve içecek satışı yapan yerleri denetlemelidir. Kantinlerde yeterli ve dengeli beslenmeye yönelik meyve, ayran, sağlıklı sandviçler gibi yiyecek ve içeceklerin satılmasını sağlanmalıdır.
- Sevmediği ve tüketmeyi reddettiği bir besin grubu varsa farklı şekillerde sunup tekrar deneyin. Gerektiği durumda diyetisyene danışıp, yerine alternatif olarak ne verebileceğinizle ilgili yardım alabilirsiniz.
- Sağlıklı beslenmeyi öğrenme konusunda onunla aranızda eğlenceli ‘5 parmak oyunu’nu geliştirin. Her bir parmağı farklı bir besin grubu olarak adlandırın ve çocuğunuza gün içinde tükettiği besin gruplarını saymasını sağlayın böylece eksik olan grupları tamamlamanız kolaylaşacaktır.
- Evde cips, çikolata, bisküvi, gazlı içecekler, hazır meyve suları bulundurmayın ancak baskıcı davranmamaya çalışın yoksa uyarınız bu yiyeceklerin çekicilikleri arttırmaktan başka bir işe yaramaz bu besinleri sağlıklı alternatifler ile dengelemeyi önerin
- Çocuklar mutfağa girip yardım etmekten hoşlanır. Çocuklarınızdan ara ve ana öğünleri hazırlamak için yardım isteyin, onları yüreklendirin. Böylece yemekleri daha kolay ve severek yediklerini göreceksiniz.
- Dışarıda yemeyi seviyorsa hamburgerin yanında patates kızartması ve kola yerine ayran ve salata isteyerek daha sağlıklı bir öğün oluşturmayı teklif edin veya hamburger-patates yediği günün diğer öğünlerinde sebze ve meyveyi arttırması gerektiğin anlatın
- Planlı ve programlı yaşamanın önemini mutlaka öğretin. Çocuklarınıza çalışma, uyuma, yemek yeme, oyun oynama gibi işler için zamanını dengeli kullanma alışkanlığını bu dönemde kazandırabilirsiniz.
Çocuklarınızın düzenli, yeterli ve dengeli öğünler tüketmesini sağlayarak, sağlıklı nesillerin gelişimi için katkıda bulunabileceğinizi lütfen unutmayın…
Dyt. Gamze Şanlı
21/11/2008 | Kategori: Dyt_ Gamze Sanli | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kan Sulandırıcı İlaçlar ve Beslenme
| Kan Sulandırıcı İlaçlar ve Beslenme | ![]() | ![]() |
Kan pıhtıları vücudunuzda bazı kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşur. K vitamini vücudunuzun pıhtı üretebilmesi için mutlaka gerekli olan bir vitamindir. Kan sulandırıcı ilaçlar K vitamininin aktivitesini azaltmak suretiyle işlev görür, böylece kanın pıhtılaşması engellenmiş olur. Kanın pıhtılaşma süresini gösteren “protrombin zamanı” testi pıhtı oluşumu takibi için önemlidir. Bazı tıbbi durumlar kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırabilir veya hızlandırabilir. Oluşabilecek pıhtılar kan yoluyla beyne veya kalbe giderek tıkanıklık yaratabileceği için ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Örneğin pıhtı beyine giderse inmeye (felç) neden olabilir. Kan pıhtılarının oluşumunu önleyen bu tür ilaçlar genel olarak pıhtılaşma riski yüksek olan
- Kalp kapakları değişmiş kişilerde
- Bacaklarda, akciğerlerde veya kalp boşluklarında pıhtı oluşumu görüldüğünde,
- Atriyal fibrilasyon adı verilen düzensiz ve hızlı kalp atışlarının görüldüğü kişilerde ve pıhtıya eğilimin olduğu kişilerde kullanılır.
Bu ilaçlar warfarin içerir ve yaygın olarak coumadin adıyla bilinir. Antikoagulan olan bu ilaç pıhtılaşmayı önler, kanı pıhtılaştıran K vitaminin oluşumunu da engeller. Uyguladığınız diyeti dengeli tutmanız, aldığınız K vitamini seviyesini belirlemekte son derece önemlidir.
Yemek düzeninizde büyük değişiklikler yapmadan önce, lütfen doktorunuza danışınız. Eğer yaptığınız değişiklikler, sağlık sorunlarınızdan kaynaklanan zorunlu değişiklikler ise, bu durumda da doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekmektedir.
Pıhtılaşma zamanını istenen ölçülerde tutmak için: İlacınızı her gün aynı saatte ve doğru dozda kullanın. Günlük K vitamini alımınızı dengeli hale getirin aşırı yüklenmeyin veya diyetten tamamen çıkarmayın.
Aldığınız K vitaminindeki büyük değişiklikler ilacın vücudunuza olan yararını olumsuz yönde etkileyebilir. K vitamini içeren yiyecekleri ne sıklıkla yediğinizi izleyin. Kaç porsiyon K vitamini içeren yiyecek tükettiğinizi takip edin ve bu şekilde devam edin. Örneğin haftada 1 gün brokoli yeme alışkanlığınız hep var ise aynı şekilde devam edin ama her gün brokoli tüketmeyin o zaman ilacın etkinliği azalabilir. Bazı antibiyotikler de Coumadin’in etkisini baskılayabilir. Antibiyotik kullanmanız gerekirse doktorunuza danışın. Bazı bitkisel destekler ilaç ile etkileşime girebilir (kontroitin, balık yağı, ginkgo biloba, ginseng, mentol, deniz yosunu, E vitamini, koenzim Q10 vb). Bunların kullanımı için mutlaka doktorunuza danışınız.
Yiyeceklerinizle K vitamini alımınızın dengeli olması için;
- K vitaminini yüksek miktarda içeren yiyecekleri tüketmeniz yasak değildir. Önemli olan bu besinlerin tüketim miktarını hep aynı düzeyde tutmanızdır.
- K vitaminini sınırda yüksek miktarda içeren yiyecekleri günde 3 porsiyondan fazla tüketmeyiniz veya bu yiyeceklerin tüketim miktarını hep aynı düzeyde tutunuz.
- Diyetinizdeki önemli değişiklikleri doktorunuza iletin. Diyetle aldığınız K vitamini miktarını dönemsel farklılıklar göstermesi ilacın etkisinde değişmelere yol açacak ve dozun yeniden ayarlanması gerekebilecektir.
Kan sulandırıcı kullanıyorsanız DİKKAT!
Alkol tüketiminin günlük 3 kereden fazla olması ilacın etkisini arttırabilir. Günlük alkol tüketimi 3 kereden fazla değilse pıhtılaşma zamanı (protrombin zamanı) etkilenmeyebilir. Alkol alımı Miktar olarak günlük 300 cc şarap veya birayı geçmemelidir.
K vitamini kaynakları ve tüketimi
- Diyetin K vitamini içeriği ilaç tedavisi süresince günler arasında farklılık göstermemelidir her gün benzer seviyede K vitamini alınmalıdır
- Yeşil yapraklı sebzelerde brüksel lahanası, brokoli, ıspanak, lahana, kıvırcık, maydanoz, pazı, asma yaprağı, dereotu, roka K vitamininden zengindir ilaca başlamadan önce bu besinlerden nasıl tüketiyorsanız ilaç tedavisi boyunca da aynı oranda tüketin aynı günde aşırı tüketim veya diyetten tamamen çıkarmak gibi farklı davranışlarda bulunmayın. Yeşil yapraklı sebzeler dışındaki sebzelerde herhangi bir kısıtlama yoktur.
- Soya yağı K vitamininden zengindir. Soya yağı yerine diğer sıvı yağlar tercih edilmelidir.
- Soya eti, soya filizi, avokado tüketilmemelidir.
- Yabani tohum ve içeriği bilinmeyen bitki çayları tüketilmemelidir, siyah çayda sınırlama yoktur
- Elma, armut, ayva, salatalık ve kabak kabuksuz olarak tercih edilmelidir.
Kısıtlaması olmayan besinler
- Süt
- Yoğurt
- Kırmızı et
- Beyaz et
- Peynir
- Yumurta
- Ekmek
- Pirinç
- Patates
- Un (yulaf-buğday)
- Kurubaklagiller
- Kabuksuz elma
- Kabuksuz armut
- Greyfurt
- Mandalin
- Portakal
- Kavun
- Kayısı
- Şeftali
- Üzüm
- Erik
- Çilek
K vitamininden zengin besinler
- Brüksel lahanası
- Brokoli
- Ispanak
- Lahana
- Maydanoz
- Pazı (yaprak)
- Asma yaprağı
- Dereotu, roka, tere
21/11/2008 | Kategori: Uzman Dyt_ Dilara Ko_ak | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı


